Washington ve Tahran'ın anlaşmanın temel nükleer silahsızlanma şartları konusunda çelişkili görüşler sunmasıyla, potansiyel bir ABD-İran barış anlaşması belirsizliğini koruyor.
Washington ve Tahran'ın anlaşmanın temel nükleer silahsızlanma şartları konusunda çelişkili görüşler sunmasıyla, potansiyel bir ABD-İran barış anlaşması belirsizliğini koruyor.

Amerika Birleşik Devletleri ve İran, potansiyel bir barış anlaşmasının şartları konusunda kamuoyu önünde ters düşmüş durumda. Washington, anlaşmanın nükleer silahsızlanmayı içermesi konusunda ısrar ederken, Tahran bu konunun mevcut görüşmelerin bir parçası olmadığını savunuyor ve bu durum küresel enerji piyasalarında ciddi bir belirsizlik yaratıyor.
Eski ABD Başkanı Donald Trump, Truth Social platformunda yaptığı açıklamada, "Bir anlaşma, sonuçlandırılmasına bağlı olarak büyük ölçüde müzakere edildi" dedi ve anlaşmanın Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasını da içerdiğini ekledi.
Çelişkili sinyaller enerji piyasalarını dalgalandırdı. Anlaşma haberleriyle ilk etapta düşen uluslararası gösterge Brent petrol vadeli işlemleri Cuma gününü varil başına 100 doların hemen üzerinde kapatırken, Batı Teksas petrolü (WTI) haftayı 96 doların üzerinde tamamladı. The New York Times tarafından aktarılan ABD'li yetkililer, çerçevenin Tahran için yüksek derecede zenginleştirilmiş uranyum stokundan vazgeçme konusunda "açık bir yükümlülük" içerdiğini iddia ediyor.
Anlaşmazlığın temelinde sıralama konusu yatıyor. ABD nükleer tavizlerin önceden verilmesini isterken, İran 28 Şubat'ta ABD-İsrail saldırılarıyla başlayan savaşın sona erdirilmesinin öncelikle sonuçlandırılmasını, nükleer programın ise 30 ila 60 günlük bir takip sürecinde tartışılmasını istiyor. Sonuç, petrol fiyatlarının kalıcı bir barışla gerileyip gerilemeyeceğini veya açık bir çatışmaya dönüşle fırlayıp fırlamayacağını belirleyecek.
Axios tarafından aktarılan ABD'li yetkililere göre, önerilen muhtıra 60 günlük bir ateşkes uzatmasını içeriyor; bu süre zarfında İran Hürmüz Boğazı'ndaki mayınları temizleyecek, ABD ise İran limanlarındaki ablukayı kaldırarak petrol ihracatı için yaptırım muafiyetleri tanıyacak. Ancak bu yetkililer, nihai bir anlaşmanın İran'ın nükleer programını müzakere etme taahhüdüne bağlı olduğunu vurguladı.
Tahran ise farklı bir takvim sundu. İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Esmaeil Baqaei devlet televizyonunda yaptığı açıklamada, mevcut odak noktasının yalnızca "dayatılan savaşı" sona erdirmek olduğunu ve nükleer meselelerin daha sonraki bir aşamada tartışılabileceğini söyledi. İran'ın Tasnim Haber Ajansı ayrıca, İran'ın uranyum zenginleştirmeyi 10 yıl süreyle askıya almayı teklif ettiği yönündeki haberleri yalanlayan kaynaklara atıfta bulunarak, medyadaki haberlerin gerçeği yansıtmadığını belirtti.
Anlaşmazlık, küresel petrol ticaretinin %20'sinden fazlası için kritik bir geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı'na da uzanıyor. Trump boğazın "açılacağını" duyururken, İran'ın Fars Haber Ajansı boğazın "tamamen İran idaresi ve egemenliği" altında kalacağını belirterek, kısıtlamasız serbest geçiş yerine bir izin sistemi sinyali verdi. Kamuoyuna yansıyan bu görüş ayrılığı, 2015 JCPOA anlaşmasının müzakerelerindeki son tartışmalı günleri anımsatıyor; o dönemde de sıralama ve doğrulama protokolleri nihai anlaşmaya varılmadan hemen önce belirsizliğe yol açmıştı.
Durum bölgesel güçler tarafından yakından takip ediliyor. Pakistan ve Katar kilit arabuluculuk rolleri üstlenirken, ABD'nin önemli müttefiki İsrail, Trump'ın duyurusu karşısında sessizliğini korudu. Anlaşma, sertlik yanlısı tutumu nükleer kapasiteye sahip bir İran'ı dizginlemek üzerine kurulu olan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu için potansiyel bir diplomatik darbe olarak görülüyor. Washington'da ise potansiyel anlaşma bazı Cumhuriyetçilerin eleştirilerine hedef oldu; Senatör Ted Cruz, İran'ın zenginleştirme kabiliyetlerini korumasına izin verebilecek bir anlaşmadan duyduğu derin endişeyi dile getirdi.
Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve yatırım tavsiyesi niteliği taşımaz.