ABD'li ve Kübalı yetkililer arasında Havana'da gerçekleşen nadir üst düzey görüşme, ada ülkesinin felç edici bir enerji krizi ve artan iç baskıyla karşı karşıya olduğu bir dönemde ilişkilerde kritik bir dönemece işaret ediyor.
ABD'li ve Kübalı yetkililer arasında Havana'da gerçekleşen nadir üst düzey görüşme, ada ülkesinin felç edici bir enerji krizi ve artan iç baskıyla karşı karşıya olduğu bir dönemde ilişkilerde kritik bir dönemece işaret ediyor.

CIA Direktörü John Ratcliffe'in Perşembe günü Havana'ya gerçekleştirdiği nadir ziyaret, Kübalı yetkililere doğrudan bir mesajla sonuçlandı: ABD'nin adanın çökmekte olan ekonomisini istikrara kavuşturmaya yardımcı olmak için kuracağı temas penceresi sınırlıdır ve Havana'dan temel değişiklikler gerektirmektedir.
Bir CIA yetkilisi CBS News'e yaptığı açıklamada, "Ratcliffe, Kübalı liderlere yönetimin 'gerçek bir iş birliği fırsatı' ve Küba'nın zor durumdaki ekonomisini istikrara kavuşturma şansı sunduğunu söyledi, ancak bu fırsatın sonsuza dek açık kalmayacağı konusunda uyardı," dedi.
Küba İçişleri Bakanı Lazaro Alvarez Casas ve eski Küba liderinin torunu Raúl Rodriguez Castro'nun da katıldığı görüşme, adanın enerji şebekesinin büyük bir arıza yaşayarak doğu illerinde elektriğin kesildiği bir sırada gerçekleşti. ABD 100 milyon dolar insani yardım teklif etti ancak Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Küba hükümetinin yardımı engellediğini belirtti.
Diplomatik temaslar, Küba'nın Ocak 2025'te terörü destekleyen devletler listesine geri dönmesi de dahil olmak üzere artan ABD baskısı zemininde gerçekleşiyor. Trump yönetimi için bu ziyaret bir uyarı niteliği taşıyor; Ratcliffe'in, ABD'nin tutumunun ciddiyetini vurgulamak için Venezuela lideri Nicolás Maduro'ya karşı yürütülen ABD operasyonuna atıfta bulunduğu bildiriliyor.
Ratcliffe tarafından iletilen ABD mesajı netti: güvenlik konusunda iş birliği yapın, ekonomiyi istikrara kavuşturun ve temel reformları gerçekleştirin, aksi takdirde baskı devam edecektir. İş birliği teklifi, ayrıntıları açıklanmasa da "kırmızı çizgilerin" uygulanması tehdidiyle eşleştirildi. Bu ziyaret, Başkan Trump'ın Ocak ayında Küba'nın ABD ulusal güvenliği için “sıradışı ve olağanüstü bir tehdit” teşkil ettiğini ilan etmesinin ardından geldi; bu hamle yönetimin yaptırımları artırmasına olanak sağlamıştı.
Görüşmelerin arka planında, ülkeye güç sağlamak için gereken akaryakıt ve dizelin tükendiği, geniş çaplı elektrik kesintilerine ve artan halk öfkesine yol açan vahim bir ekonomik durum yer alıyor. ABD, temaslarını Küba'nın merkezi ekonomisini serbestleştirerek ve siyasi mahkumları serbest bırakarak tam bir ekonomik çöküşü önlemesi için bir fırsat olarak çerçeveledi.
Havana ise toplantıyı ABD anlatısına karşı çıkmak için kullandı. Kamuoyuna yapılan açıklamalarda Küba hükümeti, toplantının ABD'nin talebi üzerine gerçekleştiğini doğruladı ve temsilcilerinin "Küba'nın ABD'nin ulusal güvenliği için bir tehdit olmadığını" kanıtladığını söyledi.
Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, adanın sıkıntılarından "ABD tarafından ülkemize uygulanan soykırımcı enerji ablukasını" sorumlu tuttu. Hükümet, Küba'nın terörü destekleyen devletler listesinde yer alması için hiçbir neden olmadığını savunuyor ve tarihsel olarak tek partili siyasi sisteminde yapılacak değişiklikleri müzakere etmeyeceğini belirtiyor. Díaz-Canel Ocak ayında yaptığı açıklamada, "Teslim olmak Küba için bir seçenek değildir," dedi.
Toplantı aynı zamanda ABD'nin, 94 yaşındaki eski lider Raúl Castro'yu insani yardım grubuna ait uçakların 1996 yılında düşürülmesiyle bağlantılı olarak suçlamak için adımlar attığı haberleriyle aynı zamana denk gelerek, zaten gergin olan ilişkiye başka bir karmaşıklık katmanı daha ekledi.
Bu makale sadece bilgilendirme amaçlıdır ve yatırım tavsiyesi teşkil etmez.