Üst düzey bir ABD'li generalin felç olmuş bir İran ordusuna ilişkin değerlendirmesi, Tahran'ın meydan okuyan söylemi ve dünyanın en kritik petrol geçiş noktasında devam eden abluka ile çelişiyor.
Üst düzey bir ABD'li generalin felç olmuş bir İran ordusuna ilişkin değerlendirmesi, Tahran'ın meydan okuyan söylemi ve dünyanın en kritik petrol geçiş noktasında devam eden abluka ile çelişiyor.

ABD Merkez Kuvvetler Komutanı senatörlere yaptığı açıklamada, ABD'nin 40 günden kısa süren çatışmalarda İran'ın insansız hava aracı, füze ve deniz kuvvetlerini yüzde 90 oranında zayıflattığını belirterek, çatışmanın Tahran'ın askeri yetenekleri üzerindeki etkisine dair en ayrıntılı değerlendirmeyi sundu.
Amiral Brad Cooper Perşembe günü Senato Silahlı Hizmetler Komitesi'nde verdiği ifadede, "Her açıdan, ulusal gücün tüm ölçütlerinde önemli ölçüde zayıflatıldılar" dedi.
Cooper, ABD öncülüğündeki harekatın İran'ın 8.000 deniz mayınının yüzde 90'ından fazlasını imha ettiğini ve komuta-kontrol sistemini çökerttiğini söyledi. Ayrıca Hürmüz Boğazı'ndaki İran sürat teknesi tacizlerinin alışılagelmiş 20-40 gemiden sadece iki veya üçe düştüğünü ve İran hava kuvvetlerinin "işlevsel ve operasyonel olarak etkisiz" hale geldiğini ekledi.
Bu ifade, Cooper'ın "bölgesel güç dengesinde nesiller boyu sürecek bir değişim fırsatı" olarak adlandırdığı, felç olmuş bir İran konvansiyonel ordusu tablosu çiziyor. Ancak bu değerlendirme, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndaki etkili ablukasını sürdürdüğü, küresel enerji fiyatlarını yükselttiği ve kırılgan bir ateşkese rağmen gergin bir bekleyişin yaşandığı bir dönemde geliyor.
28 Şubat'ta başlayan ve 8 Nisan'da ateşkesle sonuçlanan çatışma, küresel piyasalarda şok dalgaları yarattı. Brent petrol yaklaşık yüzde 50 artarak varil başına 110.60 dolar civarında işlem görmeye başladı ve bu durum ABD ve dünya genelinde enflasyonist baskılara katkıda bulundu. Yükselen borçlanma maliyetlerinin bir işareti olarak ABD, son yirmi yılda ilk kez 30 yıllık tahvilleri yüzde beş getiriyle ihraç etti.
Askeri kayıplarına rağmen İran, dünya petrol arzının beşte birinin geçiş noktası olan Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü kullanmaya devam ediyor. Tahran, Ghadir sınıfı mini denizaltılar konuşlandırdı ve herhangi bir anlaşmanın kendisine su yolu üzerinde egemenlik tanıması gerektiğinde ısrar ediyor; bu talep diğer Körfez ülkeleri tarafından reddediliyor. İranlı yetkililer, "iş birliği yapan" taraflara ayrıcalık tanıyan, diğerlerinin erişimini ise engelleyen bir trafik yönetim mekanizması hazırladıklarını belirttiler. Bu çıkmaz, Hürmüz'ü tamamen devre dışı bırakacak 100 kilometrelik "Strait of Union" kanalı gibi iddialı ve uzun vadeli alternatiflerin önerilmesine yol açtı.
Pakistan arabuluculuğunda yürütülen barış görüşmeleri şu ana kadar bir sonuç vermedi. ABD ve İran arasındaki görüş ayrılıkları derinliğini korurken, ABD'nin katı koşulları ve İran'ın "somut taviz verilmediği" yönündeki şikayetleri bildiriliyor. Diplomatik tıkanıklık sürerken İran söylemini sertleştirdi; Dışişleri Bakanı Abbas Araghchi savaşın Amerikan hanelerine maliyeti konusunda uyarıda bulunurken, devlet televizyonunda silahlanma çağrıları yayınlandı. Çatışma süreci ayrıca, BAE'nin Barakah nükleer santralinde bir İHA saldırısının yangın çıkarmasına sahne oldu ve bölgenin hassasiyetini bir kez daha ortaya koydu.
Amiral Cooper'ın değerlendirmesi, İran'ın konvansiyonel savaş yürütme veya Hizbullah ve Hamas gibi bölgesel vekillerini silahlandırma kapasitesinin gelecek yıllar için ciddi şekilde kısıtlandığını gösteriyor. Ancak Tahran'ın —para birimi tüm zamanların en düşük seviyelerindeyken ve gıda enflasyonu %115'e ulaşmışken— ekonomik acıya katlanma ve Hürmüz Boğazı'nı bir koz olarak kullanma isteği ABD için karmaşık bir zorluk teşkil ediyor. Başkan Trump şimdi, askeri kazanımları çatışmayı daha fazla tırmandırmadan boğazı yeniden açacak diplomatik bir çözüme nasıl dönüştüreceğine karar vermeli.
Bu makale sadece bilgilendirme amaçlıdır ve yatırım tavsiyesi niteliği taşımaz.