Kevin Warsh'un Fed başkanlığına giden yolu açık ancak belirsiz politika görüşleri yatırımcılar için derin bir belirsizlik yaratıyor.
Başkan Donald Trump'ın Federal Rezerv'i yönetmesi için aday gösterdiği Kevin Warsh, Senato komitesinde yapılan 13-11'lik oylamanın ardından onaya bir adım daha yaklaştı. Bu durum, yıllardır süren öngörülebilir para politikasını tersine çevirebilecek ve finans piyasalarını sarsabilecek bir "rejim değişikliği" gündemini beraberinde getiriyor.
Massachusetts Demokrat Senatörü Elizabeth Warren Çarşamba günü yaptığı açıklamada, "Bay Warsh, başkandan o kadar korkuyor ki Trump'ın 2020 seçimlerini kaybettiğini bile söyleyemeyen bir Trump kuklasıdır," dedi.
Parti çizgisindeki oylama, Cumhuriyetçi Senatör Thom Tillis'in, mevcut Başkan Jerome Powell aleyhindeki Adalet Bakanlığı soruşturmasının sonlandırılmasının ardından muhalefetini bırakma kararının ardından geldi. Warsh'un onaylanması Powell'ın görev süresinin dolacağı 15 Mayıs'tan önce muhtemel görünse de, Fed'in yüzde 2'lik enflasyon hedefini kaldırma ve 6,7 trilyon dolarlık bilançosunu agresif bir şekilde küçültme önerileri tahvil faizlerini yükselterek finansal koşulların sıkılaşması tehdidini doğurdu.
Söz konusu olan, rekor hisse senedi değerlemelerini destekleyen temel bir direk olan piyasanın daha düşük faiz beklentisidir. Eski yetkililerin kafa karıştırıcı bulduğu Warsh'un vizyonu, beklenen faiz indirimlerini silebilir ve İran savaşı nedeniyle yükselen petrol fiyatlarının körüklediği yüzde 3,3'lük enflasyon oranıyla zaten mücadele eden bir merkez bankasına yeni bir siyasi risk katmanı enjekte edebilir.
Enflasyon İçin Yeni Bir Tanım
2008 finansal krizi sırasında Fed'in Yönetim Kurulu'nda görev yapan Warsh, merkez bankasının enflasyon yaklaşımının tamamen elden geçirilmesi çağrısında bulundu. Senato Bankacılık Komitesi'ne verdiği demeçte, uzun süredir devam eden yüzde 2'lik hedefi, "fiyat istikrarı, kimsenin bu konuda konuşmadığı bir fiyat değişimi olmalıdır" şeklinde daha muğlak bir standartla değiştirmeyi amaçladığını söyledi. Net bir sayısal hedeften öznel bir hedefe bu geçiş, Fed'in öngörülebilir çerçevesine güvenen yatırımcıları endişelendiriyor.
Bu yeni duruş, işsizlik tırmanırken bile enflasyonist baskılar konusunda sürekli uyarıda bulunan bir enflasyon "şahini" olan Warsh'un geçmişiyle bir tezat oluşturuyor. Bu ton değişikliği, Başkan Trump'ın faiz oranlarının yüzde 1 veya altına indirilmesini açıkça talep ettiği ve mevcut Fed yetkililerinin gösterge faiz oranını yaklaşık yüzde 3,6'da tutarak buna direndiği bir dönemde geliyor.
6,7 Trilyon Dolarlık Soru
Warsh'un planının temel bir bileşeni, ekonomiyi desteklemek için tasarlanan tahvil alımları yoluyla yaklaşık 6,7 trilyon dolara ulaşan Federal Rezerv'in bilançosundaki kaldıracı azaltmaktır. Warsh, son enflasyon artışına bu "şişkin bilançonun" katkıda bulunduğunu savunuyor.
Trilyonlarca dolarlık ABD Hazine tahvili satarak bilançonun küçültülmesi, artan tahvil arzının fiyatlarını düşürmesiyle tahvil faizlerini muhtemelen yukarı çekecektir. Bu durum doğrudan konut kredileri, taşıt kredileri ve işletme kredileri için daha yüksek borçlanma maliyetlerine dönüşerek, S&P 500'ün Shiller F/K Oranına göre 2026 yılına 150 yılı aşkın sürenin en pahalı ikinci değerlemesiyle giren pahalı bir borsa için engel oluşturacaktır. Warsh yönetiminde faizlerin daha uzun süre yüksek kalması ihtimali, Wall Street için potansiyel "kabus yakıtı" olarak tanımlanıyor.
Powell'ın görev süresi 15 Mayıs'ta sona ermeden önce beklenen onay, merkez bankası için dönüm noktası niteliğinde bir an olacak. Warsh senatörlere "para politikası bağımsızlığının elzem olduğu" güvencesini verse de, adaylığı Başkan Trump ve Başkan Powell arasında faiz oranlarının yönü konusunda bir yıl süren kamuoyu önündeki çatışmaların ardından geldi ve piyasaları yeni bir belirsizlik dönemiyle karşı karşıya bıraktı.
Bu makale sadece bilgilendirme amaçlıdır ve yatırım tavsiyesi teşkil etmez.